Türkiye Makina Sanayi Buluşması 14 Nisan günü Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti
''Tıkır Tıkır İşleyen Türk Makineleri''
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği işbirliğinde ilk defa organize edilen ‘Türkiye Makine Sanayi Buluşması’yoğun katılım ile gerçekleştirildi.
Toplantıda Türkiye’nin makine sanayinde teknoloji üretim üssü olmasını amaçlayan ‘Makine Sanayi Sektör Strateji Belgesi’nin tanıtılarak, yapılacak eylemler tartışmaya açıldı. Çırağan Sarayı’nda yapılan toplantıda Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün yanı sıra Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konukoğlu ve Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton konuşma yaptı. Türkiye Makine Sanayi Buluşması’nda konuşan Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, ‘Dünya Makine Sanayinde Türk Makine Sanayinin Yeri ve Geleceği konulu bir sunum yaptı.
Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu:
“Türkiye’de kullanılan her makine çocuğunuzun geleceğidir”
Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, “Türkiye’de kullanılan her makine çocuğunuzun geleceğidir. Çocuğunuzun biri mühendis, öbürü teknisyen olabilir. Ama siz yabancı makineyi aldığınız takdirde o ancak ucuz işçi olur” dedi.
“Türkiye Makine Sanayi Buluşması”nda Konukoğlu, kendisini herkesin tekstilci olarak bildiğini ancak kendisinin makine ile de uğraştığını kaydetti.Konukoğlu, Türkiye’de çok şeyin değiştiğini dile getirerek, Türkiye’de belediyelere ve kamu kuruluşlarına verilen ihalelerde kullanılacak makine parkının yüzde 30 ile 40’ının yerli makine parkı olmasını istedi.’Türk makinesinin Avrupa gibi iyi olmadığı” yönünde bir takım söylemler olduğunu ifade eden Konukoğlu, buna inanmadığını söyledi. Konukoğlu, “Tamam biraz teknoloji yönünden gerideyiz. Farz edin ki, biz bir kız babasıyız, Makine sanayicileri de sizin kızınız. İlk yaptığı yemekle 3-5 sene sonra yaptığı yemek arasında bir fark olmaz mı? Olur ama sen dersen ki kızına ’kızım sen tuzu çok koyuyorsun, niye böyle yapıyorsun’ diye her gün azarlar da o yemeği yemezsen, işte o kız gelişemez. Makine sanayisinin de belirli noktaya gelmesi için makinecilere biraz ’sen iyi yaptın evladım, devlet olarak biz sizi destekliyoruz’ dediğiniz takdirde makineciler olarak daha kalitesini yaparız” diye konuştu.
Kendisinin bir sanayici olarak kullanacağı makineyi Türkiye’de yaptırdığını vurgulayan Konukoğlu, kendisinin baraj yaptırdığını, ön şart olarak, baraj yapımında kullanılacak makinelerin yüzde 60’ının Türkiye’de üretilmesi şartı koştuğunu belirtti.
Konukoğlu, “Buradan tüm valiliklere, belediyelere ve müteahhitlere çağrı yapıyorum. Lütfen Türk markasını tercih ediniz. Türkiye’de kullanılan her makine çocuğunuzun geleceğidir. Çocuğunuzun biri mühendis, öbürü teknisyen olabilir. Ama siz yabancı makineyi aldığınız takdirde o ancak ucuz işçi olur” diye konuştu.
Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton:
“Türkiye’nin makine sektöründe bir numara olacak”
Alarko Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Yönetim Kurulu Başkanı İshak Alaton da Türkiye’nin makine sektöründe bir numara olabileceğini kaydetti.
Alaton, makine sektörü temsilcilerine seslenerek, sadece Türkiye içinde makine satmayı akıllarından çıkartmalarını, dünyaya açılmaları gerektiğini söyledi.Türkiye’nin dünyaya açıldığını ifade eden Alaton, “Dünyanın en ileri ülkelerinde en iyi ürünlerle rekabet edebilecekseniz bu işe girin. Yoksa yolun başında yatırımdan vazgeçin diyorum. Ya dünyaya açılırsınız, ya da unutun, yatırmayın paranızı. Kalite ve fiyatta dünyanın en iyisi olmak için yola çıkacaksınız. Hedefiniz bu olacak. Öz sermaye ve kredi dengeniz sağlıklı ise en önemlisi teknolojik beceriniz dünya standardı ile aynı seviyede ise siz başaracaksınız. Türkiye’ye saygın bir dünya markası daha kazandırırsınız” diye konuştu.
“Makine petrolden bile değerli”
Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, makine sektörü ihracatının 10 yılda önemli bir yol katettiğini ve toplam ihracat içinde yüzde 10’luk payı bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin dalgalı bir denizin ortasında olduğunu vurgulayan Dalgakıran, “Çok ciddi ekonomik kaymaların olduğu bir dönem yaşıyoruz. Türkiye için çok ciddi fırsatlar barındırıyor. Başarmamız gereken çok şey var” dedi.
Orta Anadolu Makine ve Aksamları İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran, makine sektörü ihracatının 10 yılda önemli bir yol katettiğini ve toplam ihracat içinde yüzde 10’luk payı bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin dalgalı bir denizin ortasında olduğunu vurgulayan Dalgakıran, “Çok ciddi ekonomik kaymaların olduğu bir dönem yaşıyoruz. Türkiye için çok ciddi fırsatlar barındırıyor. Başarmamız gereken çok şey var” dedi.
Teknoparkların makine sanayicilerine uygun olmadığını ve sektöre uygun düzenlemeler yapılması gerektiğini aktaran Dalgakıran, ar-ge payının milli gelire oranının binde 7 olduğunu ve bu payı yüzde 2’ye çıkartmayı amaçladıklarını kaydetti. Dalgakıran, “Bir ülkede makine sektörü kurmak isterseniz 40-50 yıl harcamak zorundasınız. Türkiye’de ise makine sektörünün bir uzun yıllara dayanan bir geçmişi var. Makine, petrolden ve doğalgazdan bile daha değerli. Bunu çok iyi değerlendireceğinizden hiç şüphemiz yok. Türkiye bölgesel bir güç olma yolunda ilerliyor. Makineciler de bu yeni gücün kahramanları olacaktır. Yükselen teknolojiye sahip makine üreterek, 2023’te ilk 5 makine ihracatçısı ülke arasına girmek en büyük hedefimizdir” diye konuştu.
Türkiye’nin teknoloji ve bilgi yoğun sektörlere ihtiyacı bulunduğuna işaret eden Dalgakıran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin kendi ürettiği teknolojiyle üretim yapan ülke konumuna ulaşması gerekiyor. Önümüzdeki 10 yılda makine sektöre ekonomiye damgasını vurmalıdır. 2050 yılı için oluşturulan projeksiyonda Türkiye Avrupa’nın 3’üncü, dünyanın 9’uncu büyük ekonomisi olacaktır. Bütün gelişmiş ülkeler arkalarına finansman desteği alıyorlar. Çin’in 1992 yılında 3 milyar dolar olan ihracatı 2008 yılında 269 milyar dolar oldu. Dünyada küresel güç olmanın yolu makine imalat sanayinde güçlü ve etkin olmaktan geçiyor. Makine sektörü tüm sektörlerin rekabet gücünü yükseltecek ve katma değerini artıracak sektördür.”
İthal ürün kalitelidir imajını silmeye çalıştıklarını kaydeden Dalgakıran, sektör ihracatının yüzde 60’nın gelişmiş ülkelere yaptıklarını ancak Türkiye’de hala ithal ürünlerden vazgeçilmediğini belirtti. Kamu alımlarında mutlaka Türk makinelerinin tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Dalgakıran, “Önümüzdeki dönem yatırımların en hızlı gelişeceği dönem olacaktır. Uluslar arası yatırımcılar bizim üstümüzden geçip Uzakdoğu’ya gidiyorlar. Bu yatırımları Türkiye’ye çekmemiz gerekiyor. Bunun için de ara malı yatırımı için teşvik mekanizması hayata geçirilmelidir. Türkiye son bin yılın en büyük fırsatını ele geçirmiştir. Bunu kaçırmamalıdır” diye konuştu.
SANAYİ STRATEJİ BELGESİ SON AŞAMADA
Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Makine Sanayi Sektör Strateji Belgesi'ne son şeklinin verileceği ''Türkiye Makine Sanayi Buluşması''nın açılışında Türkiye ekonomisinin önemli bir büyüme sürecinde olduğuna değinerek, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte hem iç talepte hem de ihracatta istikrarlı bir şekilde daha iyi noktalara geleceğini vurguladı.
Bakan Ergün, ''Eximbank'ın ihracatçılarımıza kullandırdığı orta ve uzun vadeli kredileri 2010 yılında 10 kat arttırarak 150 milyon dolardan 1 milyar 450 milyon dolara çıkardık. Ülke alıcı kredilerini de 27 milyon dolardan 1 milyar dolara yükselttik'' dedi.
Önceki gün gerçekleştirilen Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısında Eximbank'ın yeni finansman yöntemi üzerinde durduklarını bildiren Ergün, şunları söyledi:
''Eximbank'ın ihracatçılara kullandırdığı orta ve uzun vadeli kredileri 2010 yılında 10 kat arttırarak 150 milyon dolardan 1 milyar 450 milyon dolara çıkarılması kararı alındı. Eximbank kısa vadeli kredilerden orta ve uzun vadeli kredilendirme stratejisine doğru bir geçiş yapmış oldu. 2010 yılı bu stratejinin başlangıcı oldu.
2009'da sadece 150 milyon dolar orta ve uzun vadeli kredi verilmiş, 2010 yılında 1 milyar 450 milyon dolara çıkarılmış olacaktır. Bunun ülke alıcı kredileri bölümü 27 milyon dolardır geçen yıl. 2010 yılında ülke alıcı kredisi 1 milyar olarak kullanılacaktır. Bu 5 yıldan daha uzun vadeli krediler şeklinde gerçekleştirilmiş olacaktır.
Ağırlıklı olarak makine sektörünün bu kredilerden yararlanması görüşü de orada kabul edilmiş bir görüştür. Her yıl bu alanı daha da genişletmekte kararlıyız.''
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, makine sanayiinde teknoloji üssüne dönüşmek, ileri teknolojili ürünlerin imal edilmesini sağlamak ve sektörü daha ileri noktalara taşımak için, 2010–2013 yılları arasında atılacak adımları eylem planına dönüştürdüklerini belirterek, hukuki düzenlemeler ve yapısal tedbirler, finansal araçların geliştirilmesi, Ar-Ge ve inovasyon, insan kaynakları ve pazarlama, dış ticaret ve tanıtım başlıkları altında 45 eylem belirlediklerini kaydetti.
Bakan Ergün, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Makine Sanayi Sektör Strateji Belgesi'ne son şeklinin verileceği ''Türkiye Makine Sanayi Buluşması''nın açılışında, dünyanın özellikle son çeyrek yüzyılda muazzam değişiklikler yaşadığını, bilgi, teknoloji, iletişim ve ulaştırma alanlarında görülen ilerlemelerin, iş yapma alışkanlıklarımızın değişmesini de zorunlu hale getirdiğini anlattı.
Böyle bir ortamda, eski kamu yönetimi anlayışında ısrar etmenin anlamsızlığının açık olduğunu, Kamu'nun artık hizmet verdiği alanlarda, aldığı kararlarda ortak aklı yakalamaya itina göstermesi gerektiğini ifade eden Bakan Ergün, Hükümet olarak, göreve geldikleri günden bu yana politika üretirken her zaman milleti dinlediklerini ve milletin hassasiyetlerini dikkate aldıklarını, son 7 yıllık ekonomi tecrübelerinin, özel sektörün önünü açmaya yönelik adımların karşılıksız kalmadığını, özel sektörün bu ülkeyi omuzlarında taşıyacak gücü barındırdığını herkese gösterdiğini dile getirdi.
Bugüne kadar, Makine, Motorlu Araçlar, Kimya, Toprak Sanayii, Elektrik-Elektronik ve Metal Sanayii gibi alanlar için 12 teknik komite kurduklarına değinen Ergün, ilgili kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan bu komitelerin, belli zamanlarda toplandığını, sektöre dair birçok hususu değerlendirdiğini ve sektör ile devlet arasında köprü vazifesi gördüklerini kaydetti.
Ergün, kendilerinin de politika üretirken, bu komitelerin ortak akılla belirledikleri tavsiye niteliğindeki kararlardan azami derecede istifade ettiklerini söyledi.
''Türkiye ekonomisi, son yıllarda hayata geçirdiğimiz yapısal reformlar neticesinde bir güven ve istikrar ekonomisine dönüşmüştür'' diyen Ergün, Türkiye'nin dünyayı derinden etkileyen, birçok gelişmiş ülkenin dahi bütçe dengelerini alt üst eden küresel kriz ortamından, kalıcı bir hasar almadan çıkmayı başardığını dile getirdi.
Bakan Ergün, ekonomide en önemli unsurun geleceği görmek olduğunu belirterek, işte bu nedenle 7 yıldır, ısrarla güven ve istikrar kavramlarına vurgu yaptıklarına işaret etti.
Ekonomi kırılgan yapısından uzaklaştıkça, geleceği görmek ve uzun dönemli strateji ve politikalar üretmenin de mümkün olduğuna değinen Bakan Ergün, sanayinin, uzun yıllar boyunca bunun sıkıntısını yaşadığını, yol haritası olacak bir strateji belgesinin eksikliğini hissettiğini anlattı.
Nihat Ergün, doğal olarak, her iki üç yılda bir krizler yaşayan bir ülkede, gerçekçi ve uygulanabilir strateji belgeleri ve eylem planlarının hazırlanmasının mümkün olmadığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Türkiye, bu alanlarda da büyük bir değişim yaşıyor. Geçtiğimiz Cumartesi günü, Sayın Başbakanımız, esnaf ve sanatkarlar için hazırladığımız strateji belgesi ve eylem planının ayrıntılarını açıkladı. Başta esnaf ve sanatkarlarımız olmak üzere ekonomi çevreleri, ülkemizde ilk defa tanıştıkları bu kapsamlı çalışmayı takdirle karşıladı. Yine Bakanlığımız koordinasyonunda, ilgili tüm tarafların katılımıyla hazırladığımız Sanayi Strateji Belgesi'ni de son aşamaya getirdik ve bu belgeyi de yakında kamuoyuna açıklayacağız.
Sanayi stratejimizin uzun dönemli vizyonunu, 'Orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrupa'nın üretim, mal ve hizmet üssü olmak' olarak belirledik. Sanayi Strateji belgemize uygun olarak, sektörel strateji belgelerinin de hazırlık çalışmalarını titizlikle sürdürüyoruz. Bugün de sizlerle birlikte, Makine Sanayii Strateji Belgesi'nin son halini müzakere edeceğiz. Makine sanayinde teknoloji üssüne dönüşmek, ileri teknolojili ürünlerin imal edilmesini sağlamak ve sektörü daha ileri noktalara taşımak için, 2010–2013 yılları arasında atacağımız adımları eylem planına dönüştürdük. 'Hukuki Düzenlemeler ve Yapısal Tedbirler, Finansal Araçların Geliştirilmesi, AR-GE ve İnovasyon, İnsan Kaynakları ve Pazarlama, Dış Ticaret ve Tanıtım' başlıkları altında 45 adet eylem belirledik.''
Bu 45 eylemi masaya yatıracaklarını ve sektör temsilcilerinden nihai görüşleri alacaklarını dile getiren Ergün, böylelikle bazı yeni eylemleri ortaya koyarak ya da mevcut bazı eylemlerde değişikliğe giderek plana son şeklini vermeyi umduklarını ifade etti.
OECD İLE ORTAK ÇALIŞMA...
Bakan Ergün, buradaki amaçlarının, eylemin gerçekleştirilebilir bir eylem olup olmadığını tespit etmekten ziyade, doğru ve gerekli bir eylem olup olmadığını belirlemek olduğunu vurgulayarak, nihai değerlendirmelerden sonra belgeyi, Ekonomi Koordinasyon Kurulu'na (EKK) sunacak ve eylem aşamasına geçeceklerini dile getirdi.
Bakanlık olarak, OECD ile yapacakları bir ortak çalışmanın konusunu da Makine Sanayi olarak belirlediklerini bildiren Ergün, böylece, OECD, dünya çapındaki uzmanlar ve sektör temsilcileriyle birlikte, makine sektörünün önünü biraz daha aydınlatacak bir rapor hazırlamayı planladıklarını anlattı.
Ergün, bütün bu çalışmalarda amaçlarının, özel sektörün önündeki engelleri kaldırmak, daha rekabetçi bir yapıya kavuşma sürecini desteklemek ve hızlandırmak olduğunu belirtti.
Ergün, diğer bütün sanayi dallarına yatırım malı üreten makine sanayinin, imalat sanayi içinde özel ve önemli bir yeri olduğunu belirterek, Avrupa Komisyonu'nda, ''Avrupa Birliği ekonomisinin başlıca dayanağı ve önemli temel direğidir'' şeklinde tanımlanan makine sanayinin, Türkiye'de de gelişimine büyük önem verdikleri sektörlerden biri olduğunu anlattı.
Bu sektörde dünyanın en çok ihracat ve ithalat yapan ülkelerinin Almanya, Çin ve ABD gibi gelişmiş ekonomiler olmasının, sektörün sanayileşme, kalkınma ve zenginliğin temel unsurları arasında yer aldığını açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Ergün, bu nedenle, teşvik sisteminde makine sektörünü 12 stratejik sektörden biri olarak belirlediklerini kaydetti.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, sektörün Ankara ve İstanbul dışında kalan illerdeki dağılımına bakıldığında oldukça dengeli bir dağılımın göze çarptığını belirterek, şunları kaydetti:
''Makine sektörü ülkemizin hemen her yerinde kendine yer bulduğu için, bölgesel farklılıkları azaltma noktasında da kilit bir rol oynayabilir. Makine sanayi, imalat sanayiinin hemen bütün sektörlerine girdi sağlıyor ve imalat sanayiinin gelişmesiyle de paralellik gösteriyor. Makineler, üretim sürecinde her geçen gün daha fazla önem kazanıyorlar; bu nedenle makine sektörünün stratejik önemi de sürekli artıyor.
Küresel rekabet sürecinde, dünya ticaretinden daha fazla pay almak için, daha kaliteli ürünleri daha ucuza üretmek gerekiyor. Bu nedenle, makine sektörünün başarısı, diğer sektörlerin başarısında da kilit bir rol oynuyor. Makine sanayi, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayileşmesinin de itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin gelişiminin temel taşı olacaktır.''
Nihat Ergün, Türkiye'de üretilen makinelerin Türk sanayisinde kullanılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Türkiye'de kamunun ihtiyacı olan makineleri yerli ürünlerden tercih etmesinde hiçbir engel olmadığını ve kamunun Türkiye'de üretilen yerli makineleri tercih etmesi gerektiğini belirtti.
MEB İLE ORTAK ÇALIŞMA
Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptığımız ortak çalışmada, Türkiye'de CNC tezgahı olmayan endüstri meslek ve teknik lise bırakmayacaklarını ifade ederek, ''Türkiye'de mesleki teknik eğitimi, genel lise eğitiminin içinde yüzde 65-70'lere kadar taşımalıyız. Ben teknik lise mezunuyum. İlk stajımı 1989 yılında yaptığımda CNC tezgahlarını ilk defa orada gördüm ve hayretler içerisinde kalmıştım. Okulda görememiştim. Şimdi hala bunu görmeyen öğrenci kalmaması lazım. Ne kadar okulumuz var, 1-2 yıl içinde bu okullara Türkiye'de üretilen CNC tezgahı göndereceğiz'' diye konuştu.
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ''Bu kadar başarılı olduğumuz ve dünya kalitesinde üretim yaptığımız bir sektörde, 10 milyar dolara yakın bir dış ticaret açığımız olmasını bu ülkenin bir vatandaşı olarak, ben içime sindiremiyorum'' dedi.
Bakan Ergün, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Makine Sanayi Sektör Strateji Belgesi'ne son şeklinin verileceği ''Türkiye Makine Sanayi Buluşması''nın açılışında Türkiye ekonomisinin önemli bir büyüme sürecinde olduğuna değinerek, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte hem iç talepte hem de ihracatta istikrarlı bir şekilde daha iyi noktalara geleceğini vurguladı.
Bakan Ergün, bu yoğun talep ortamının, Türkiye'de sanayinin daha da güçlenmesine, özel sektör yatırımlarının artmasına ve yeni fabrikalar kurulmasına zemin hazırlayacağına işaret ederek, makine sektörünün, en az kendisinin dışarıya yaptığı ihracat kadar, ihracat yapacak diğer sektörlerin güçlenmesine de zemin hazırlaması bakımından önem taşıdığını anlattı.
Dünya kalitesinde üretim yapacak tesisleri kurmak için dünya kalitesinde makinelere ihtiyaç vardır'' diyen Ergün, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de makine imalatçılarının büyük çoğunluğunun KOBİ niteliğinde olduğunu anımsattı.
Ergün, makine sanayinde özellikle esnek üretim modelleri üzerinde durulması gerektiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Zira üretim yapacak olan her tesis, farklı ihtiyaçlara uygun olarak üretim yapıyor, dolayısıyla farklı makinelere ihtiyaç duyuyor. Diğer sektörlerin üretim süreçlerinde yaşanacak her değişiklik, makine sektöründe de yeni değişiklikler anlamına geliyor. Dolayısıyla, makine sektörüyle diğer imalat sanayi dalları arasında, organik ve canlı bir ilişki ağı kurmamız gerektiğine inanıyorum. Diğer sektörlerin ihtiyaçları sizi şekillendirebileceği gibi, siz de yapacağınız buluşlarla ve üreteceğiniz yeni ürünlerle, yerli sanayimizin eşik atlamasına zemin hazırlayabilirsiniz.
Türk makine sanayinin yüzde 90'lara varan oranlarda yerli girdi kullanarak üretim yaptığını düşünürsek, bu sektörün birçok değişik tedarik zincirinin değişik halkalarını oluşturduğunu da görebiliriz. 15 AB ülkesinde makine imalat sanayinde 21 bin civarında firma faaliyet gösterirken, ülkemizde 10 bin civarında firma bulunmaktadır. Bu durum, ülkemizdeki işletmelerin çok sayıda ve dağınık yapıda olduklarının, büyüme ve ölçek sorunu yaşadıklarının açık bir göstergesidir. Zira işletme sayısının çokluğuna rağmen, Türkiye'deki toplam makine imalatı Avrupa ülkelerinin sadece yüzde 5'i kadardır. Yüzde 5 aslında önemli bir oran, ancak işletme sayılarını oranladığımızda yüzde 5 üretim payının yetersiz olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, esnek ve hızlı üretim yapısını koruyarak, firmaların işbirliği ve ortaklık süreçlerini geliştirmeli, böylece bilgi, beceri ve sermaye gibi kıt kaynakların daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlamalıyız.''
Türkiye'nin kriz öncesi döneme kadar, dünyada ihracatını en hızlı artıran ülkelerden biri olduğunu ifade eden Ergün, 2002 yılında 2 milyar dolar olan Türkiye'nin başka yerde sınıflandırılmayan makine ve aksamları ihracatının, 2008 yılında yaklaşık 5 kat artışla, 9,7 milyar dolara ulaştığını hatırlattı.
Ergün, küresel kriz nedeniyle toplam dünya ticaretinin yüzde 11 daraldığı 2009 yılında dahi sektörün, 8 milyar dolar ihracat yapmayı başardığını ifade ederek, şunları kaydetti:
''Ancak şu gerçeği hatırlatmak isterim. Bir yandan dünyaya son derece kaliteli makineler satarken, diğer yandan da aynı sektörde aşırı bir ithalat süreci yaşıyoruz. Bu kadar başarılı olduğumuz ve dünya kalitesinde üretim yaptığımız bir sektörde, 10 milyar dolara yakın bir dış ticaret açığımız olmasını bu ülkenin bir vatandaşı olarak, ben içime sindiremiyorum.
Yapılan ithalat, örneğin fiyat kaygısıyla Çin'den yapılsa, belki bunu bir nebze olsun anlamak mümkün olabilir. Ancak, makine üretim kalitesinde Japonya ile Almanya arasında yer alan bir ülkede, yapılan ithalatın kalite kaygısıyla yapılmasına bir anlam veremiyoruz. Aynı malı daha ucuza üretiyoruz, ancak gidip dışarıdan daha pahalıya satın alıyoruz. 20 milyar doları aşan ithalatımızı incelediğimizde, ithal edilen ürünlerin büyük bir çoğunluğunun Türkiye;de de üretilen ürünler olması da ayrıca düşündürücüdür. Yerli makine kullanılması için uluslararası ticaret kurallarını bozmadan, satış öncesi işbirliğini desteklemek gibi bazı formüller geliştiriyoruz.''
İthalinde garanti belgesi zorunluluğu aranan ürünlerin, garanti belgesi ve satış sonrası hizmet yeterlik belgesi almadan piyasaya arzlarını önlediklerini anlatan Ergün, bu konuda çok sıkı denetimler yaparak, yerli üreticilerin hakkını koruduklarına değindi.
Ergün, özellikle gelişmekte olan ülkelere yapılan ihracatta da aynı sıkıntının yaşandığını belirterek, ''İşin garibi, biz Avrupa'ya üçe satıyoruz, aynı ürünü Avrupa başka ülkelere beşe satıyor. Bugün bazı firmalarımız, kendisine sanki Alman markasıymış, Japon markasıymış havası verecek isimler seçmek durumunda kalıyorlar. Bu nedenle, markalaşma konusunda, reklam ve tanıtım konusunda, hem iç pazarda hem dış pazarda bir atılım yapmamız gerekiyor. Strateji belgemizde dış ticaret ve tanıtım başlığına ayrı bir yer vermemizin nedeni de bu olmuştur'' diye konuştu.
Bugüne kadar Ar-Ge Merkezi belgesi almaya hak kazanan 64 işletmeden sadece 2 tanesinin makine sektöründen olduğuna işaret eden Ergün, bu rakamı çok az bulduğunu ve makine sektörünün bu konuda bir özeleştiri yapması gerektiğini söyledi.
2002 yılında göreve geldiklerinde Türkiye'de kurulu olan teknopark sayısının sadece 2 olduğunu, bugün ise kurulu teknopark sayısının 37'ye ulaştığını ve bunların 26 tanesinde üretime başlandığını anlatan Ergün, teknoloji geliştirme bölgelerinde yaşanan bazı sorunları ortadan kaldırmak amacıyla yeni bir kanun tasarısı hazırladıklarını ve Bakanlar Kurulu'na sunduklarını, Nisan ayı içerisinde TBMM'ye sevk edip, Haziran sonuna kadar yasalaştırmayı hedeflediklerini ifade etti.
''TIKIR TIKIR İŞLEYEN TÜRK MAKİNELERİ''
Bu tasarıyla, teknoparklarda sağlanan destek, teşvik ve istisnaları 2023 yılına kadar uzattıklarını, aynı zamanda Ar-Ge çalışması tamamlanan ileri teknoloji ürünlerin seri üretimlerinin desteklenmesinin de önünü açtıklarını dile getiren Ergün, Ar-Ge personelinin yürüttüğü projelerle ilgili, teknoparklar dışında geçirdikleri sürelerin belirli bir kısmı da teşvik, destek ve istisna kapsamına alınacağını söyledi.
''Sizlerden makine sektörü olarak önümüzdeki dönemde, teknoparklarda daha fazla yer almanızı beklediğimizi de belirtmek istiyorum'' diyen Bakan Ergün, tüm bu çalışmaların, Türkiye ekonomisini teknoloji zemininde büyüterek, dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri yapma amacı taşıdığını bildirdi.
Türkiye'nin, kendi bilgisini üreterek, bu bilgiyi teknolojik ürüne dönüştürerek ürettiği ürünleri tüm dünyaya pazarlayarak ekonomik ilerlemesine hız kazandıracağını ifade eden Ergün, ''Makine Sanayi Strateji Belgesi'ndeki eylemleri hayata geçirerek, makine sanayinin imkan ve kabiliyetlerini arttıracak, yurt dışı bağımlılığını azaltacak, kendi kendine yeten ve uluslararası pazarda rekabet gücüne sahip bir makine sanayini oluşturacağız. 'Tıkır tıkır' işleyen Türk makinelerinin seslerinin bütün dünyada yankılanacağına yürekten inanıyoruz'' diye konuştu.